doruk
-
Astronomide, gezegen, yıldız gibi bir gökcisminin gözlemcinin bulunduğu meridyenden geçerken oluşturduğu yükselti açısı; doruktan geçme.
Eşanlam: külminasyonİngilizce culminationFransızca culmination, fAlmanca Kulmination, f
-
Haritacılıkta bir dağın veya tepenin en yüksek noktası.
İngilizce peakFransızca cîme, fAlmanca Gipfel, m
-
Bir zaman işaretinde ya da bir zaman dizisinde çevresine göre en büyük değeri alan nokta.
İngilizce crest; peakFransızca crête, f; valeur extrême pointe, fAlmanca Spitze, f; Gipfel, m; Höhepunkt, m
-
Bir dağ, tepe, yanardağ veya yuvarlağımsı bir yeryüzü çıkıntısının en yüksek noktası.
İngilizce crest; peak; summitFransızca cîme, f; faîte, mAlmanca Firstenlinie, f; Kamm, n
- Doğal bir yamacın veya bir mühendislik şevinin en üst kesimi.
tepe
-
Bir koni ya da piramidin tabanının merkezinden en uzaktaki nokta.
Eşanlam: dorukİngilizce ApexFransızca sommet, mAlmanca Spitze, f
- Periyodik dalgalı harekette ulaşılan en yüksek noktalardan biri.
-
Üst kesimi sivri, kubbemsi veya oval bir geometride çevresine oranla oldukça belirgin bir şekilde yükselen, farklı boyut ve yükseklikte, tek başına veya bir boyun veya boyunlar ile birbiriyle bağlantılı, büyüklüğü ile doğru orantılı olarak değişen boyut ve sayıda vadi, sırt ve yamaçları olan, topoğrafya haritalarında kendi aralarında kapanan ve değerleri merkeze doğru artan iç içe çizilmiş eşyükselti eğrileri ile temsil edilen yeryüzü çıkıntısı.
İngilizce hillFransızca colline, fAlmanca Hügel, m