×

doruk

  1. Astronomide, gezegen, yıldız gibi bir gökcisminin gözlemcinin bulunduğu meridyenden geçerken oluşturduğu yükselti açısı; doruktan geçme.
    Eşanlam:  külminasyon
    İngilizce culmination
    Fransızca culmination, f
    Almanca Kulmination, f
  2. Haritacılıkta bir dağın veya tepenin en yüksek noktası.
    İngilizce peak
    Fransızca cîme, f
    Almanca Gipfel, m
  3. Bir zaman işaretinde ya da bir zaman dizisinde çevresine göre en büyük değeri alan nokta.
    İngilizce crest; peak
    Fransızca crête, f; valeur extrême pointe, f
    Almanca Spitze, f; Gipfel, m; Höhepunkt, m
  4. Bir dağ, tepe, yanardağ veya yuvarlağımsı bir yeryüzü çıkıntısının en yüksek noktası.
    İngilizce crest; peak; summit
    Fransızca cîme, f; faîte, m
    Almanca Firstenlinie, f; Kamm, n
  5. Doğal bir yamacın veya bir mühendislik şevinin en üst kesimi.

tepe

  1. Bir koni ya da piramidin tabanının merkezinden en uzaktaki nokta.
    Eşanlam:  doruk
    İngilizce Apex
    Fransızca sommet, m
    Almanca Spitze, f
  2. Periyodik dalgalı harekette ulaşılan en yüksek noktalardan biri.
  3. Üst kesimi sivri, kubbemsi veya oval bir geometride çevresine oranla oldukça belirgin bir şekilde yükselen, farklı boyut ve yükseklikte, tek başına veya bir boyun veya boyunlar ile birbiriyle bağlantılı, büyüklüğü ile doğru orantılı olarak değişen boyut ve sayıda vadi, sırt ve yamaçları olan, topoğrafya haritalarında kendi aralarında kapanan ve değerleri merkeze doğru artan iç içe çizilmiş eşyükselti eğrileri ile temsil edilen yeryüzü çıkıntısı.
    İngilizce hill
    Fransızca colline, f
    Almanca Hügel, m