×

heel

bıçak yanağı

  1. Bıçağın sırta yakın namlu boyunca uzanan iki tarafındaki yüzey.
    Eşanlam:  bıçak yanı
    İngilizce heel; heel of the knife
    Fransızca base du poignet, f
    Almanca Klingenspiegel, m

lastik topuğu

  1. Taşıt lastiğinin janta oturmasını ve aracın taşınmasını sağlayan, kauçuk ve çelik tel malzemeden yapılmış bölüm; iç lastiksiz ürünlerde, havanın dışarı kaçmasını önleyecek şekilde hava tutma fonksiyonunu yerine getirir.
    İngilizce heel

meyil

  1. Geminin boyuna ekseni etrafında, iskele ya da sancağa doğru statik halde yatması.
    İngilizce heel
    Fransızca donner de la bande
    Almanca Schlagseite haben
  2. Jeolojik, coğrafi veya jeofizik herhangi bir düzlemsel ögenin, o düzlemi kesen düşey düzlem ile arakesitinin yatay olmama durumu.
    Eşanlam:  eğim
    İngilizce declivity; dipping; inclination
    Fransızca déclivité, f; inclinaison, f; pente, f
    Almanca Verringerung, f; Einfallen, n