×

sense

anlam

  1. Dildeki bir birimin gerçek ya da düşsel dış dünyayla bağlantılı olarak zihinde uyandırdığı kavram, tasar, düşünce; örneğin, ay-yıldız kullanıldığı bağlama göre gökyüzündeki ay ve yıldız, bayrak, vatanseverlik, kahramanlık anlamları taşıması.
    İngilizce meaning; sense; signification
    Fransızca sens, m; signification, f
    Almanca Bedeutung, f; Sinn, m

doğrultu

  1. Aralarındaki mesafe referans alınmadan bir noktanın diğerine göre konumu.
    İngilizce sense
    Fransızca sens, m
    Almanca Richtung, f
  2. Belli bir sonsuz doğrunun belirttiği tek yol.
  3. Katman, fay aynası, yapraklanma, dilinim gibi düzlemsel eğimli bir jeolojik ögenin yatay düzlem ile olan arakesiti.
    İngilizce strike; strike line
    Fransızca direction, f
    Almanca Streichen, n
  4. Belirli bir sonsuz doğrunun gösterdiği tek yol
    İngilizce spatial direction; vector direction; direction
    Fransızca direction, f
    Almanca Richtung, f
  5. Ölçeklenerek ve ötelenerek üst üste çakıştırılabilen ve ortak uç noktaları olan vektörlerin ortak özelliği.

içlem

  1. Bir kavramın çağrıştırdığı kapsama giren niteliklerin veya taşıdığı özelliklerin bütünü; eşanlam; anlam.
    İngilizce sense; signification
    Fransızca sense, m
    Almanca Sinn, m; Bedeutung, f